Amr Bin As’ ın (r.a.) Bize Hatırlattıkları
Mustafa Uçar
Amr bin As’ı (ra) erken dönem İslam tarihi ve siyere ilgisi olan hemen herkes bilir…
Çağrı filminde de Habeşistan’a hicret eden Müslümanları Kureyş adına Necaşi’den geri isteyen, Halid bin Velid (ra) ile Medine’ye gelip Müslüman olduğu birkaç önemli sahnede görülür…
Amr bin As (ra) çok zeki, hırslı bir insandı. “Geleceği ince bir tül perdenin ardından görür” denilecek kadar analitik, çok yönlü düşünebilen biriydi ki bu yüzden de tarihte “Arabın dört dehasından biri” olarak anılır…
Amr bin As’ı (ra) Hakem olayında Muaviye bin Ebu Süfyan’ın yanında görürüz…
Hatta bizzat onun temsilcisidir ve meşhur yüzük hadisesinde hükmü Muaviye’nin (ra) lehine vermesi ile bilinir…
Onun zekasını bilen ve hayatının sonuna kadar her hadisede Hz.Ali’nin (ra) yanında yer alan Abdullah bin Abbas (ra) Hz. Ali’yi (kv) uyarıp Amr’a karşı temsilci olarak kendisini göndermesini, seçtiği kişinin Amr ile başa çıkamayacağını söylemiş ancak Hz.Ali (kv) seçtiği kişiyi maalesef değiştirmemişti…
Bu Sıffin Savaşı’nda Hz.Ali’yi (kv) en çok üzen Amr bin As’ın karşı tarafta yer alması değil, oğlu Abdullah bin Amr bin As (ra) gibi bir zatın da o tarafta yer almasıydı…
Bu hususu savaş sonrası Abdullah bin Amr (ra) açıklamıştır, ayrı ve ibret niteliğinde bir konudur…
Öte yandan Amr bin As (ra) bir keresinde sevgili Peygamberimiz (sav) tarafından bir sefere komutan / emir olarak seçilmişti…
Bu seferde başta Hz.Ebubekir (ra) olmak üzere sahabenin çok önemli isimleri vardı…
Amr, buna rağmen emir seçilmiş olmasını yüce peygamberimizin (sav) onu çok sevmesine bağlamış, Medine’ye dönünce ihtilam olduğu halde orduya teyemmüm yaparak namaz kıldırmış olması şikayet edildiği halde, havanın soğukluğu, soğuk suyla yıkanırsa hasta olup orduya emirlik yapamayacağı gibi gerekçeler ile açıklamış ve herhangi bir eleştiri de almamıştı…
Tüm bunlardan hareketle sevgili peygamberimize (sav) gidip “insanlardan en çok kimi seviyorsun” diye sormuştu..,
İhtimal “seni” cevabını bekliyordu ancak Ayşe (ra) cevabı geldi. Kadınlardan sormuyorum diye karşılık verince de Hz.Ebubekir (ra) ile başlayıp giden cevaplar gelmiş, sonunda “beni en sona bırakacağından korktum” diyerek sormayı kesmişti…
Amr bin As (ra) ilerleyen yıllarda Mısır fatihi oldu. Onun özellikle İskenderiye fethi ve bu fetih esnasında karşılaştığı durumlar, görüntüler, görüşmeler çok sinematografik detaylardır…
Her neyse, fetih sonrası Amr Mısır Valisi olmuştu. Mısır sahip olduğu zenginliklerle baş döndürücü, bereketli, zengin bir coğrafyaydı…
Topladığı vergiler ve kendine seçtiği yaşam standartları nedeniyle Hz.Ömer(ra) tarafından valilikten azl edildi ve tüm mallarına da el konuldu…
Diyeceğim odur ki ; Amr bin As’a (ra) görevden el çektirildiğine ve mallarına el konulduğuna dair Hz.Ömer’in (ra) mektubu gelince, mektubu getiren kişiye “Vallahi İbn’ül Hantame’nin (Hanteme Hz.Ömer’in (ra) annesinin adıdır…
Amr onu babası Hattab’ın yerine bu şekilde annesinin adıyla anarak Arap adetince kendince küçültmek ister) yaptığı şu iş çok keder veren, üzücü bir iştir” der…
Mektubu getiren kişi ise cevaben “Yavaş ol ey Amr. Eğer İslam ve bu insanlar olmasaydı sen Mekke’deki küçük evinin bahçesine bağladığın keçiyle ilgilenir, keçinin fazla süt vermesine sevinirdin” der…
Amr, “kardeşim lütfen bu konuşma aramızda kalsın, Ömer bilmesin” diye karşılık verir, adam da “Ömer hayatta olduğu müddetçe bunu ikimiz dışında kimse bilmeyecek” diyerek Amr’ı teskin eder, konu kapanır…
Müslümanların, Arapların, Türklerin, Kürtlerin, Farsların şerefi ve izzeti ancak İslam iledir. İslam olmaz ise herkes kendi küçük dünyasının mikro işleriyle avunur, dünyaya sözü, tesiri olmaz…
29 Mart 2026
Ankara
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...



Yorum gönder