Çirmen Zaferi ve Savaş Dehası Lala Şahin Paşa
Mustafa Uçar
“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik…”
Yahya Kemal Beyatlı
………….
Lala Şahin Paşa’nın 800 askeriyle, 70 000 kişilik Haçlı ordusuna karşı kazandığı bu muhteşem zafer, tarihe; inisiyatif, istihbarat ve taktik deha savaşı olarak geçmiştir…
Stratejik sonuçları itibari ile de savaş tarihçileri tarafından günümüze değin hem araştırma konusu olmuş hem de askeri okullarda öğrencilere ders olarak okutulmuştur…
Çirmen Muharebesi veya diğer adıyla İkinci Meriç Muharebesi, 1364 yılında yapılmış olan Sırpsındığı Muharebesi‘nde yenilen taraf olan Sırpların, Osmanlı Devleti ile Meriç kıyısındaki Çirmen yakınlarında (günümüzde Ormenio), 26 Eylül 1371 tarihinde yapılan muharebedir. Osmanlıların zaferiyle sonuçlanmıştır..
Osmanlı’nın Balkanlara çıkması üzerine Papa V. Urban’ın çağrısıyla Sırbistan, Macaristan ve Bulgaristan krallıklarının oluşturduğu 80 bin kişilik Haçlı ordusu, Osmanlı’ya sefere çıkmıştı. Ordu, Meriç Nehri’ni geçerek kamp kurduğunda Edirne’ye gitmeye hazırlanıyordu…
Meriç Savaşı olarak bilinen muharebede, 8 bin kişilik Osmanlı ordusu gece baskınıyla Haçlıların ordularını ortadan kaldırmıştı. İşte bu mağlubiyet, Çirmen Savaşı’nı körükleyecekti…
Sonraki yıllarda, Papa’nın çağrılarıyla Sırbistan’ın 3 kralı da birleşerek 70 bin kişilik bir ordu toplamayı başardı. Sırp kral Jovan Uglješa, I. Murad Anadolu‘dayken Edirne yönüne saldırıp Osmanlı Devleti’ni hazırlıksız yakalamak istedi. Ancak, askerlerin birçoğu zorla ikna edilmiş, kılıç tutmayı bile doğru düzgün bilmeyen toy gençlerdi…
Yine de ordunun içinde 2000’e yakın şövalye vardı ve başlarındaki krallar yıllardır bu savaş için hazırlık yapıyordu. Hatta krallar ve prensler bile savaşta ordunun başında duracaktı…
Bu sırada hiçbir şeyden haberi olmayan Sultan Murat, Anadolu’da çıkan karışıklıkların önüne geçmek için Edirne’den ayrılmıştı. Sırplar, bu durumu fırsat bilerek bölgeye doğru yola çıktılar fakat Osmanlı casusları onları fark etmişti…
Sultan Murat’ın yokluğunda Edirne, Lala Şahin Paşa’ya emanetti. Casuslardan haber alan Şahin Paşa, ulağını hemen Sultan Murat’a gönderdi fakat Sultan Murat ve ordusu yetişemeyecekti…
Osmanlı akıncılarının ve komutanın tek ve son şansı bu geceydi…
Casuslar, Sırp ordusunu adım adım izliyordu. Yedikleri yemeklere kadar takip ediyorlardı. Yanına 800 kişiden oluşan, hayatları boyunca savaştan savaşa koşmuş akıncı ordusunu alan Lala Şahin Paşa, Sırp ordusunun yakınlarında onlarla beraber ilerliyordu…
Meriç Nehri’nin kıyısından Çirmen’e gelen ordu, burada dinlenmek için kamp yapacaktı. Ertesi gün ise planladıkları Edirne baskınını gerçekleştireceklerini düşünüyorlardı. Komutan Şahin Paşa’nın son şansı ise bu geceydi…
İki kişilik meşale taşıyan akıncılar, düşmanları paniğe sokmuştu…
Sırtını Meriç Nehri’ne vererek kamp yapan Sırp ordusunun üç yandan kuşatılması planlanıyordu. Tepelere yerleştirilen davulcular, akıncıların harekete geçmesiyle tokmaklarına vurduklarında Sırplar, korku ve paniğe kapılacaktı. Tepelerden inen akıncılar ise 2 adet meşale taşıyarak 2 kişiymiş gibi bir görüntü yaratacaklardı…
Zifiri karanlık çökünce “hücum” emri verildi ve davulcular tokmaklarını vurmaya, akıncılar meşalelerle inmeye başladı. Akıncılar kampa girdiklerinde meşalelerini çadırlara fırlatarak yangın çıkardılar…
On binlerce Sırp askeri, nehirde boğularak öldü…
Kralları ve komutanları korumak için merkeze doğru koşan şövalyeler ağır zırhlarından dolayı hızlı hareket edemiyorlardı ve akıncıların hedefi hâline gelmişlerdi…
Komutanlar ve iki kral, çadırlarında can verirken krallardan biri kaçmayı başardı ancak Lala Şahin Paşa tarafından öldürüldü…
Yaşadıkları şokla kaçmaya çalışan on binlerce asker, Meriç Nehri’nde boğularak can verirken geri kalanlar teslim oldu…
Muharebeden sonra Meriç Nehrinin rengi ölü Sırp askerlerinin kanlarından kırmızıya döndü…
Krallarını kaybeden Sırbistan ise Osmanlı’nın yönetimi altına girdi. Bu zafer ile Osmanlılara Makedonya‘nın yolları açıldı. Makedonya’daki Sırp Prensleri, Bulgar Kralı ve Bizans İmparatoru Osmanlı hakimiyetini tanıdılar. Böylece Osmanlı’nın Balkanlardaki fetihleri kolaylaştı.
Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki ilerleyişi hız kazanmış oldu. Osmanlılar Drama, Kavala, Serez gibi yerleri, Yunanistan’daki belli bölgeleri de ele geçirdiler….
LALA ŞAHİN PAŞA
Lala Şahin Paşa’nın hayatı cenk meydanlarında geçmiştir. Filibe, Sofya Edirne, Kavala fatihi Lala Şahin 1386’da vefat edince Kirmastı’daki türbeye defnedildi. Paşa türbenin olduğu yere önceden cami, medrese, hamamdan oluşan bir külliye ve bir köprü yaptırmıştı…
18 Haziran 1948 de ortaokul müdürü olan tarih öğretmeni Behzat Avşar bey, gerekli izinle türbedeki mezarı kazarak taşla örülmüş sandukanın altında, yarım metre derinlikte, sağlam, kalın direklerle örtülü bir bölümde hiç bozulmamış, 192 cm. uzunluğunda, bir dişi eksik bir erkek naaşına rastlamıştır.
Tarih kitaplarındaki verilere uygun olan naaş, dev yapılı Lala Şahin’in tanımına uymaktadır…
……….
“Nice az sayıdaki topluluk, daha çok sayıdaki topluluğa Allah’ın izniyle galip gelmiştir. Ve Allah Teâlâ sabredenler ile beraberdir.”
Bakara, 249
11 Mayıs 2025
Ankara
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...



Yorum gönder