Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Tekamül Süreci
Mustafa Uçar
“Kendi nefsinin derdine düşeni Allah nefsi ile başbaşa bırakır, milletin derdi ile dertleneni yüceltir kendi katından rızıklandırır…”
Börükay
…….
Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’ta milli mücadele için Anadolu’ya geçişinden önce ülkedeki askeri durumu istihbari zeminde ele alan bazı gizli toplantılar organize ediyordu…
Bu toplantılarda Anadolu’da örgütlenecek direnişin temelleri atılırken İstanbul’dan Anadolu’ya uzanan gizli örgütlenmeler de planlamalara dahil edilmişti…
Karakol Cemiyeti, bu örgütlenmelerin ilki ve belki de öncülü konumundaydı…
Mondros Mütarekesi sonrası eski Teşkilat-ı Mahsusa mensupları ve İttihatçı hücre yapıları tarafından kurulan örgütlenme, İstanbul’da henüz İngilizler tarafından keşfedilmemiş silah ve mühimmatları özel yollarla Anadolu’ya kaçırıyordu…
Cemiyet, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak gibi isimlerin Anadolu’ya kaçırılmasında da önemli rol oynadı…
Daha sonra teşekkül ettirilen Ankara hükümeti ile Karakol Cemiyeti arasında siyasi sorunlar yaşanmış olsa da grubun mensupları Anadolu’da direnişin ilk evrelerinde kritik görevler üstlendiler…
Mustafa Kemal Atatürk’ün Karakol Cemiyetini fiilen tasfiye etmesinin ardından Ankara Hükümetinin Genelkurmay Başkanlığı (Erkan-ı Harbi Umumiye) tarafından Hamza / Felah Grubu olarak bilinen yapı örgütlendi…
Bu grup yeni hükümetin ilk çekirdek istihbarat yapılanması olarak bilinmektedir…
Grup, İstanbul elitleri içerisinde çalışma yürütmüş, şehirdeki siyasi gelişmeleri, İngiliz kuvvetlerinin ve Osmanlı hükümetinin hamlelerine dair elde ettiği bilgileri şifreli telgraflarla Ankara’ya iletmişti…
Hem Osmanlı sarayında hem de İngiliz mahfillerinde örgütlenen grup belirlenen günlerde özel belgeleri de şifreli telgraflarla veya ulaklarla Ankara’ya ulaştıyordu…
M.M. (Mim) Grubu ise Osmanlıca “Müsellâh Müdâfaa-i Milliye” (Silahlı Milli Müdafaa) ifadesinin baş harfleri ile oluşturulmuş ismiyle Milli Mücadele döneminin en etkin istihbarat ağı konumundaydı…
Topkapılı Cambaz Mehmet Bey’in idare ettiği teşkilat, İstanbul’daki liman işçileri, sandalcılar, hamallar ve telgraf memurlarından oluşan devasa bir haber alma ağı kurmuştu…
Grubun, İstanbul merkezli İngiliz işgal karargahına dahi belli seviyelerde erişimi vardı…
Kongreler sonrası yeni ordunun teşkilatlandırılmasının ardından milli mücadelenin en büyük silahı ise telgraf hatları ve istasyonları olmuştu…
Anadolu’daki neredeyse bütün telgraf ve posta merkezleri birer istihbarat hücresi gibi çalışıyordu…
M.M. ve Hamza / Felah Grubu tarafından elemanlanan telgraf memurlarının her birisi Anadolu’ya İstanbul’dan iletilen her tür emri Ankara hükümetine iletiyordu…
Bu süreçte özellikle İngiliz işgal ağının hamleleri neredeyse gerçek zamanlı olarak Genelkurmay Başkanlığınca elde ediliyordu…
İstihbarat alanındaki mücadelenin önemli aşamlarından birisi ise özellikle telsiz / telgraf memurlarının İngiliz ve Fransızlara ait iletişim ağlarına yönelik kestirme / dinleme faaliyetleri de yeni dönemin teknolojik istihbarat altyapısının öncülü konumundaydı…
Bütün bu istihbarat toplama faaliyetlerinin yanında ayrıca Ankara merkezli bir istihbarata karşı koyma ağı da oluşturulmuştu…
Savaş boyunca bütün suikast girişimleri başarısız olmuş ve ayrıca İngiliz istihbarat servisi eliyle elemanlanan Mustafa Sagir yukarıda anlatılan teknik istihbarat vasıtaları sayesinde başarıyla deşifre edilmişti…
İngilizlerle haberleşme yöntemleri tamamen çözülen Mustafa Sagir, Ankara’ya milli mücadeleye destek için gelmiş Hint asıllı bir Müslüman görüntüsüyle yeni meclise duhul etmişti…
Deşifre edilmesinin ardından Sagir, askeri mahkeme tarafından yargılanarak idam edildi…
Savaş sürecinde de hem askeri istihbarat faaliyetleri hem de işgal altındaki bölgelere yönelik psikolojik harekat girişimleri devam ediyordu…
Ankara hükümetine bağlı çalışan istihbarat servisleri ayrıca Yunan işgali altındaki bölgelerdeki Türklerle ciddi temaslar oluşturmuştu…
Hem Kuvayi Milliye’nin faal olduğu dönemde hem de sonrasında cephe gerisinden bilgi temini, sabotaj, Yunan güçlerinin harekat tarzları ve anlık hareketleri gibi konularda Ankara’ya sürekli bilgi akışının sağlanacağı bir altyapı oluşturulmuştu…
Savaş döneminin yıldız istihbarat personeli ise İngiliz Kemal olarak bilinen eski Teşkilat-ı Mahsusa mensubu Ahmet Esat Tomruk’tu…
İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Rumca dillerini iyi seviyede bilen Ahmet Esat Tomruk, Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanlığı bünyesinde resmen görevliydi…
Amerikalı bir mühendis ve yerli bir Rum personel kılığında Yunan karargahlarına sızan “İngiliz Kemal”, Yunan Ordusunun neredeyse bütün planlarını başarıyla ele geçirerek Ankara’ya raporladı…
Bu raporların, Büyük Taarruz’un başarıya ulaşmasındaki rolü büyüktü…
Anadolu’yu tamamen saran kadrolar, savaş sonrası Milli Emniyet Hizmetlerinin ve daha sonra MİT’in nüvesi oldu…
Savaş boyunca edinilen tecrübeler de genç Türkiye Cumhuriyetinin yolculuğuna ciddi bir istihbarat kapasitesiyle başlamasını sağlayacaktı…
20 Mayıs 2026
Ankara
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...



Yorum gönder