Yakaza
(Bizim fedailerimiz,düşmanın içine, balığın suyu arzulayarak dalması gibi dalar….Saye)
…….
1996 yılının 3 Kasım’ında Susurluk’ta meydana gelen malum trafik kazası olmasaydı, merhum Abdullah Çatlı’dan kamuoyunun haberdar olması mümkün müydü…diye sorarak halâ hayatta olan bir büyüğümüzün hatırası ile sizi başbaşa bırakalım ….
…….
1991 yılı Şubat ayında, merhum Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, sayın Cumhurbaşkanı’na yakın bir isim beni aradı ; Cumhurbaşkanımız harici bir mevzu için sizinle görüşmek istiyor dedi.Harici bir mevzu ifadesi olduğunda görüşmeye kural gereği iki kişi giderdik.
Vazifeli diğer arkadaşıma haber verdim ve onunla birlikte ikâmetime yaklaşık 500 metre mesafede olan Çankaya köşküne gittik hiç bekletmeksizin bizi kabul ettiler.
Bize “ Alparslan Türkeş bey’in bizi beklediğini söyledi ve onunla acilen görüşmemizi istedi.Köşkten çıktık hiç vakit kaybetmeden Alparslan Türkeş Bey’in evine gittik.Merhum Türkeş bizi kapıda karşıladı.
Evde iki kişi daha vardı birini çok iyi tanıyordum diğeri ise kamuoyunun yakından tanıdığı bir isimdi.Bize iki mektup verdi, “bu mektupları alın ve Yunanistan a gidin” dedi.
Karayolu ile Yunanistan a gittik orda bizi merhum Dr.Sadık Ahmet karşıladı.Durumu ona özetledik.Her şeyden haberdar olduğunu söyledi.
Bir gece misafiri olduk,ertesi gün, deniz yolu ile İtalya nın Palermo kentine geçtik.Bir cafeye gittik yarım saat sonra genç bir adam geldi, selam verdi, Sadık Ahmet ile sarıldılar bizi tanıştırdı samimi bir şekilde elimizi sıktı.Yaklaşık yarım saat sonra bir kişi daha geldi, bu kişinin daha sonra Dünya kamuoyunun çok yakından tanıyacağı Aliya İzzetbegoviç in oğlu, Bakir İzzetbegoviç olduğunu öğrenmiş olduk.
İlk gelenin ise Libya da 2015-2021 yılları arasında Başbakanlık yapacak olan, Fayiz el Serrac olduğunu Merhum Dr.Sadık Ahmet söyledi.Mektupları her ikisine, Merhum Alparslan Türkeş’in selamını ileterek takdim ettik.
Büyük bir saygı edasıyla selamı alıp mektupları çantalarına koydular..Vedalaştık…
Dr.Sadık Ahmet ile bir müddet daha oturduk.Bizim meraklı bakışlarımızın farkında olan Ahmet bey, elini omuzuma koyarak şöyle dedi ; “ bu mektupların yansımasını belki 20-30 yıl sonra göreceğiz”
……
Dr.Sadık Ahmet bu görüşmemizden yaklaşık 4,5 yıl sonra 24 Temmuz 1995 tarihinde, Yunanistan’ın Gümülcine şehrinde şüpheli bir trafik kazasında şehit oldu.Merhum Batı Trakya Türklerinin haklarıyla ilgili verdiği cesur mücadele ile tanınıyordu.
Abdullah Çatlı ağabeyde ondan bir sene sonra(1996) şüpheli bir trafık kazasında rahmetli oldu…
Her ikisinie de tekrar Allah’tan rahmet diliyorum aziz ruhları şâd olsun.
Başta söylediğimiz gibi Devletimizin bekası ve milletimizin selameti için ismi cismi bilinmeyen nice yiğit vatan evlatları Dünya’nın pek çok yerinde hiç durmaksızın gece gündüz cansiperane vazife yapıyor… onların varlığından haberdar olmak için bir kaza bir hadise olmasına lüzum yok
Onlarca çark arka planda büyük bir özveri ve insicam içinde çalışırken biz sadece küçük bir baş hareketiyle gözümüzü akrep ve yelkovana çevirerekvakti öğreniriz…
Mevcut konfor ve emniyetimiz için kendilerinin ve ailelerinin canını ve geleceğini hiçe sayan, isimsiz yiğitlerimize buradan bir kez daha binlerce kez selâm olsun…
(Fedailerimi mecz eyledim saf’ı âdâ’ya…. “ düşmanlarımın içine kendi fedailerimi sızdırdım”….Sultan Abdülhâmid Hân)
Kalın sağlıcakla….
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...



Yorum gönder