Hesaplaşma Günü Yaklaşırken
Mustafa Uçar
“Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek…
Ve bir devrim, evvela devrimi devirecek.”
Necip Fazıl Kısakürek
……….
Hasan El-Harakanî Hazretleri’nin üflediği ruh, Malazgirt’te Sultan Alparslan’ın kazandığı muhteşem zaferle ete kemiğe bürünmüş ve Anadolu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın kurduğu devletle artık siyasi anlamda da Türkün ebedi yurdu haline gelmişti…
Zamanla merkezi iradeye musallat olan haşhaşiler gerek suikastler ve dahi kripto adamlarını devlete sızdırmak suretiyle Horasan Ruhu’nu ve Ahlat Aklı’nı iğdiş etmeye başlamış, devlet dumura uğramış, zihniyet Farisî anlayışa evrilmiş ve nihayetinde devlet etme otoritesi zayıflamış, Moğol iblislerinin tasallutu, yağma ve katilamları mukadder olmuş, kuruluş kodlarından kopan mukaddes devletimiz hazin bir sonla tarihteki yerini almıştır…
Selçukîler tarih sahnesinden çekilirken Anadolu’da beylikler dönemi başlamıştır…
Beyliklere bölünmesini murad eden akıl Ahlat Aklı’dır. Moğolların Selçuklu’yu Konya’ya hapsedip, iradesini elinden almasını gören teşkilat, sektör sektör savunma taktiğini uygulamaya geçirip sıklet merkezini dağıtmıştır…
Aradan 50 yıl gibi bir süreç geçtikten sonra, arınmış ve konsolide olmuş Türkmen/Oğuz boylarıyla yeni bir devlet kurmaya karar vermiştir…
Bu maksatla kurucu akıl devlet etme irade ve sırrını Osmanoğullarına tevdi etmiş Anadolu’da ki tüm beylikleri yeni kurulan devlete biat etmeye davet etmiştir..,.
Osmanoğulları aldığı emaneti ilk iki yüz yıl bihakkın yerine getirmiş fakat bin beşyüzlü yılların başından itibaren Selçuklu’da olduğu gibi kurucu aklın projeksiyonuna mugayir bir yola doğru savrulmuştur…
Bunun temel nedenlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz;
Mısırın fetihinden sonra medreselere sızan Emevî Araplar, sarayda ve sair devlet kademlerinde dönme ve kriptoların vazife alması, devletin aslî unsuru olan Türkmenlere yeterince eğitim verilmemesi, gen havuzumuz Anadolu’nun her bakımdan ihmal edilmesi vs vs…
Kurucu irade Osmanlı’nın gerilemesinin önüne geçmek için bir takım siyasi ve içtimai tedbirler almıştır… (Bu konuyu ayrı bir yazımda anlatacağım.)
Alınan tedbirlerin mevcut reel politiğin bize pozitif anlamda yansımadığını farkeden kurucu akıl, süratle makro planlarını terk edip yeniden bir devlet inşa etmenin plan ve hesaplarını yapmak suretiyle devletin kademelerini bürokrasiyi ele geçiren ittihatçıları kaderleri ile başbaşa bırakmış, onlarda kifayetsizlikletinin ihtiraslarının bataklığında kendileri ile birlikte bir cihan devletini göz göre haçlılara teslim etmişlerdir…
Hülâsa, gerek Selçuklu’yu ve gerekse Osmanlı’yı kurup cihan imparatorluğuna dönüştüren ve dahi Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran akıl Ahlat Aklı’dır…
Yaralı milletimizin mecburen bölgemizdeki etkin güç ile zımnî ortaklık yaparak kurmuş olduğu cumhuriyetin kurtlar sofrasında rüştünü ispat etmesinin ve dahi temayüz ederek Anadolu’da ki kuruluş kodlarına geri dönmesinin hayli meşakkatli ve güç olduğunu bilen kurucu akıl bir takım paradoksal ilişkiler kurmak suretiyle devletin ve milletin nefes almasını irade etti… ta ki yeniden vasıflı, erdemli ve şuurlu bir kaç nesil yetişene kadar…
Devletin yeniden aslî unsurları tarafından yönetilme vakti gelmiştir artık…
Bu bağlamda, yurdumuzda yeniden Ahlat Aklı’nı, Yesevî/Hünkâri Horasan Ruhu’nu ihyâ ve inşa etmedikçe mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz…
Devletimizin tüm kademelerinde tedricen; konfor, makam, mansıp müptelası sözde muhafazakâr bürokratları, nesebi meçhul, ruhu mefluç, iradesi ipotekli, karakteri yavşamış liberalleri tek tek temizleyeceğiz…
Din adına ahkam kesen kendi cemaatinden kendi tarikatından olmayanları tekfir edenleri, kendi ütopik ümmetçiliğinden dem vurarak vatanperver sade Müslüman Türk’e, sırf Türküm dediği için faşist damgası vuranları, kafatasçı Türkçülüğü merkeze koyarak İslamı ve Öz Anadolu/Horasan Tasavvufu’nu dışlayan tengricileri, Kur’an bize yeter diyerek sünneti ve mezhebi inkar eden selefi-mealci-tekfirci organizmaları, zekatımı veriyorum 10 milyonluk araca binerim kime ne diyen infak şuurundan yoksun karuni zihniyeti, Şam şebeğine dönüşmüş şımarık doyumsuz hercai yaşam biçim ve anlayışını reddediyoruz …
Bizi biz yapan değerler ciddi manada erezyona uğramış ahlaki yozlaşma had safhaya gelmiştir…
Gözümüzün önünde tarihinden dininden kopmuş bir nesli görmeye tahammülümüz kalmamıştır…
Artık hesaplaşma vakti gelmiş, Devletimizin aslî kodlarına rücu etmesinin önünde hiç bir engel kalmamıştır…
……….
O gün bir kanlı şafak, gökten üflenen ateş;
Birden, dağın sırtında atlılar belirecek.
Atlılar put şehrine gediklerden girecek;
Bir şehir ki, orada insan ayak üstü leş.
Yalnız iman ve fikir; ne sevgili ne kardeş;
Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek.
Ve bir devrim, evvela devrimi devirecek.
Her şey birbirine denk, her şey birbirine eş.
Fertle toplum arası kalkacak artık güreş;
Herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek.
Gökler iki şakkolmuş haberi bildirecek.
Müjdeler olsun size; doğdu batmayan güneş….
Necip Fazıl Kısakürek
17 Ağustos 2025
Ankara
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...


