Sayın Cumhurbaşkanı’nın Mustafa Kemal’in Telgrafını Gündeme Getirmesi Ne Anlama Geliyor
Mustafa Uçar
“Bugün güncel tartışmalara ışık tutması için Türkiye’nin nasıl kurulduğunu, hangi temeller üzerine inşa edildiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin nasıl açıldığını bilmeyenlere 1920 tarihli bu telgrafı özetleyerek ve sadeleştirerek bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum.
Bu ülkeyi kuran esas irade budur.
Türkiye işte bu telgrafta vücut bulan hassasiyetleri korumak, yaşatmak, yüceltmek, her türlü saldırı karşısında bu değerleri muhafaza ve müdafaa etmek, nihayetinde de istikbale güçlü bir şekilde taşımak için kurulmuştur.
İslam’la müşerref olduğumuz günden beri kurulan devletlerimizin üzerinde yükseldiği değerler manzumesi işte bunlardır.
Elhamdülillah Müslüman’ız, Muhammed ümmetindeniz.
Bin yıldır ilay-ı kelimetullahın sancaktarlığını yapan Türk milletindeniz…”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
……………………….

Sayın Cumhurbaşkanı’nın yukarıdaki açıklamaları ve sosyal medya hesabından, Mustafa Kemal’in 1920 tarihli meclisin açılışı ile ilgili telgrafını paylaşması kamuoyu gündemine oturmuştu…
Gece geç vakitte telefonum çaldı, arayan dostumdu, telgraf mes’elesini konuştuk…
Anlatacağı bazı mevzular olduğundan bahsedip, beni Hacı Bayram Veli Camii’nin yakınında bulunan bir mekâna davet etti..
Yarım saat sonra tarif ettiği adrese vasıl oldum…
Ahşap masanın üzerinde duran tarihi vesikalar odaya girer girmez dikkatimi çekti…
Musafaha edip, hal hatır sorduktan sonra çaylarımızı doldurdu, sonra sohbete başladık…
Masada ki vesikalar Osmanlıca ve günümüz Türkçesine çevrilmiş suretleriyle önümüzde duruyordu…
İlk defa gördüğüm bu evraklar bir devletin kuruluş aşamasının sessiz ve gizemli tanıklarıydı…
Tarih derslerinde öğrendiğimiz mahdut bilgileri ve yakın tarihimizle ilgili tüm ezberleri bozan yazışmalar, talimatlar, istihbarat raporları, mektuplar gözümün önünde duruyordu…
Benim gibi münhasıran, Türk tarihine meraklı biri için bu mahut belgeler hiç bir dünya malı ile kıyaslanamayacak derecede kıymetliydi…
Dostum eline aldığı bir istihbarat raporunu bana okudu sonra anlatmaya başladı…
Bundan sonrasını ondan dinlemeyelim…
“Osmanlı’yı verdik İstanbul’u aldık, yani Avrupa için Osmanlı paranoyasının bir şekilde sona ermesi gerekiyordu…
Biz yeni bir Osmanlı olma iddiasından vazgeçmek suretiyle, İngilizlerin işgal etmiş oldukları İstanbul’dan ayrılmalarını sağladık… Hazin ama Anadolu’daki varlığımızı koruyabilmek adına bu bir zorunluluktu bizim için..
Evet bu kerhen İngilizlerle yapılan bir anlaşmaydı…
Lakin İngilizler bunu yeterli görmüyordu, yeni kurulacak müstakbel devlet yapacağı inkılaplarla, Osmanlı’dan hiç bir emare bırakmamalıydı…
Son kurşununu İzmir’de Yunan’ı denize dökerken atmış, nüfusun çoğu kadın, çocuk, ihtiyar ve harp malûllerinden müteşekkil, geride bıraktığı kırk yılını cepheden cepheye savaşlarla geçirmiş, fakir, yorgun ve bitkin bu milletin, İngilizlerle yeni bir harbi göze alması mümkün görünmüyordu…
Nitekim, Lozan görüşmeleri sırasında, Türk heyeti, Kerkük-Musul’u alma konusunda ısrarcı olunca, İngiliz Winston Churchill şöyle demişti; “Size verdiklerimizle iktifa edin, daha fazlası için ısrar etmeyin, yoksa sizi Asya’nın tozlu yollarına süreriz.”
İsmet İnönü, 1971 yılında bir radyo röportajında, yapılan devrimlerle ilgili sorulan soruya şöyle cevap verecektir; “İngiltere bizden malûm inkılapları cumhuriyetin ilanından sonra 10 yıl içinde yapıp bitirmemizi istediler… Biz ise, İngilizler millete musallat olmasın diye çoğu inkılapları 5 yılda yaptık…”
Telgraf mevzuuna dönecek olursak, Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye’nin bundan sonraki süreçte milli mücadele ruhuna ve devletin kuruluş kodlarına geri dönüleceği mesajını net bir şekilde bu suretle vermiş oldu…
Artık devlet güçlenmiş, verilen tavizlerin miadı dolmuştur, tarihine değerlerine müzahir, eğitimli, inançlı ve azimli bir kaç nesil yetişmiştir…
Önümüzde ki günler bu minvalde, aslî kodlarımıza rücu etme faaliyetlerimizin ivmelenerek artacağı bir süreçtir…”
5 Temmuz 2025
Ankara
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...



Yorum gönder