Süleyman Paşa’dan Hakan Fidan’a Türk Cesareti
Mustafa Uçar
“Korkaklık ölüme, cesaret zafere götürür…”
Börükay
……..
Osmanlı’nın Rumeli’nde ilk fethettiği yer olan Çimpe kalesine sefere hazırlanan Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa’ya ;
“ paşam boğazın iki tarafını Venedik korsanları koruyor ayrıca boğazda Bizans’ın muhafız gemileri var bu şekilde karşıya geçmek imkansız” dediklerinde, Süleyman Paşa onlara şu cevabı vermişti ;
“Biz bpğazı geçemeden şehit olursak yerimize gelecek Türk evladı çoktur, şayet geçmeye muvaffak olursak tarih yalnızca bizim adımızı yazacaktır …”
Yola koyuldular…
Gün ağarırken Venedik korsanlarının ok yağmuruna aldırış etmeden Süleyman Paşa ve Alpleri Rumeli’ne ulaştılar…
Yeniköy’deki Cintepe-Cinbasar Tepe’de sabah namazını kıldılar ve ardından Çimpe kalesini fethettiler (1353)
…….
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve heyetini körfez ülkeleri ziyaretine götürecek olan uçak ilk durak olan Suudi Arabistan’a gitmek için 18.03.2026 çarşamba günü Ankara’dan havalandı…
Değişen dünya sisteminin tesiriyle bu kez uçağın rotası çok farklıydı…
Önceden uçak Ankara’dan kalkar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Ürdün ve oradan Riyad’a giderdi…
Lakin şimdi o güzergahda ya füzeler ya savaş uçakları uçuyor…
Bu nedenle sayın Bakan ve heyetini taşıyan uçak Ankara’dan kalkıp Akdeniz üzerinde uçtu, oradan Mısır’a ve sonra Kızıldeniz üzerinden Suudi Arabistan hava sahasına girdi…
Rotanın doğu kısmında İsrail’e İran’dan atılan füzeler, İran’a doğru uçan savaş uçakları vardı…
Rotanın güneydoğusunda ise meşhur Hürmüz boğazının girişini kapattığı Basra körfezinde ise yangın var: Körfez ülkeleri İran’ın misilleme saldırısı altında…
İşte Sayın Fidan’ın niyeti uçağı o yangın bölgesine götürmek Suudi Arabistan’ı, Katar’ı, BAE’yi ziyaret etmek…
Bunun için bütün ülkeler uçağın takip edeceği özel hava koridorları oluşturdu ve uçak o koridorları takip etti…
Riyad’a inip otele vasıl olduktan kısa bir süre sonra yangın yerinin nasıl olduğu görüldü…
Bakan Fidan heyetiyle birlikte otel lobisinde sohbet ederken birden telefonlarda daha önce duyulmayan bir alarm sesi çaldı ve sonra Arapça İngilizce bir mesaj düştü ekrana…
“Bulunduğunuz yer tehdit altında güvenli bir yere gidin.” Otelde herkes sığınaklara giderken, görevliler Sayın Bakanın ve heyetinin de ısrarla sığınaklara inmesini ister…
Sayın Fidan sığınaklara inilmesini telkin eden görevliye ; “ biz buraya tatil yapmaya gelmedik kaderde ölüm varsa bizi lobide de bulur sığınaktada..” diye karşılık verir…
Ve Türk heyetinden hiç kimse sığınaklara inmez…
Sanırım ilk defa o zaman patlama seslerini duydular, bu sesleri iki gün boyunca duymaya devam edeceklerdi…
İşin tuhaf olan kısmı şuydu ki Hakan Fidan toplantı yerine giderken havada füzeleri görmüş ve sonra patlama seslerini duymuştu…
Toplantı yerinde 12 ülkenin dışişleri bakanları farklı odalarda ikili görüşmelere başlamıştı…
Türkiye ve Pakistan bakanları karşılıklı görüşürken Hakan Fidan’ın ekibi İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin acil aradığını söyleyerek toplantıyı böldüler…
Sayın Fidan cep telefonunu kulağına götürürken dron saldırısına karşı atılan füzeler havadan geçiyor ve patlamalar duyuluyordu o esnada…
Belki de dünyada eşine az rastlanır bir durumdu bu…
Fidan, telefonda Arakçi’ye şunları söyler, “Beni telefonla arayıp bir yandan da tepemize füze atıyorsun, böyle mi hoş geldin diyorsun? Bari biz buradayken atmayın.”
O esnada karşısında oturan Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar eliyle gökyüzünü işaret edip, “Bir tanesi daha geçiyor.” diye katıldı telefon görüşmesine..,
İşin ilginç yanı Arakçi Hakan Fidan’dan tansiyonu düşürmesini, İran’a karşı sert açıklamalar yapılmamasını rica etmek için aramıştı…
Fakat aynı zamanda füzeleri göndererek ne yapmak istediklerini anlayan olmadı…
Kısacası kimsenin tahmin edemeyeceği gariplikler yaşanıyordu 19 Mart 2026 tarihinde Riyad’da…
Toplantı başladığında tüm bakanların atılan bu füzeler karşısında şaşkınlık ve öfke içinde olduğu görüldü…
Hakan Fidan’ın Türkiye’den gelirken tansiyonu düşürme planları, İran’ın füzeleriyle vurulmuş ve yok olmuştu…
Tepesine füze atılan birinden yumuşak bir metin yazmasını kimse isteyemezdi sanırım ama Hakan Fidan ve Pakistan dışişleri bakanı tansiyonu düşürme görüşlerini muhataplarına yine de iletti…
Toplantı sonucunda sert sayılabilecek bir metin çıktı…
Hakan Fidan toplantı sonrasında uçakta gazetecilere durumu değerlendirirken gazete manşetini üç kelimeyle verdi: “Son diplomatik uyarı.”
Toplantıdaki ülkeler, özellikle yoğun füze atılanların sabrı taşmıştı ve askeri seçenekleri dile getiriyorlardı artık…
Türk heyetinin bir gün içinde yaşadığı füze saldırısı altındaki hayatı 20 gündür yaşamıştı körfez ülkeleri…
Yüzlerce füze patlamış ve hayatı olumsuz etkilemişti…
Sanırım İran’ın misillemeleri artık aşırı doz olmuş ve ülkelerin sabrı taşmıştı…
Hakan Fidan bu durumun askeri bir çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceği sorusuna şu cevabı verdi uçak Riyad’dan Katar’a doğru hareket halindeyken: “Risk çok arttı.”
Heyet Katar’a defalarca gitmişti, burada da havadaki gerginlik ve stres hissedilebiliniyordu…
Bu Türk ve Katar dışişleri bakanlarının ortak basın toplantısına da yansımıştı…
Körfezin daha derinliğine ve en çok füze atılan ülkesi BAE’ye giderken havaalanında uçak 40 dakika bekledi kalkmak için…
Hava trafiği değil de havadaki askeri hareketlilik bekletmişti bu kez sanırım…
Sayın Fidan ve beraberindeki heyet krizde en büyük travmayı yaşayan BAE’de Devlet Başkanı Zayed ve tüm yetkilerle tek başına görüştü…
Heyet son derece şık havaalanında Sayın Bakan’ın dönmesini bekledi. Görüşme yeri ve görüşülen kişiler gizli tutulmuştu…
Hakan Fidan 3 günlük körfez turunu tamamlayıp öğleden sonra uçağı Abu Dabi’den ayrılıncaya kadar bölgedeki alarmlar çalmaya, füzeler düşmeye, uçaklar sorti yapmaya devam etti…
Olağanüstü günlerde, son derece kritik ve önemli bir ziyaret düzenlenmişti, fakat bu gezi 20 gündür devam eden savaşta bir dönüm noktası anlamına da gelebilirdi…
Hakan Fidan,
Türkiye yolunda uçakta gazetecilere şunu söyledi: “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, her şeyi yeniden inşa etmemiz gerekecek…
Bölge ülkeleriyle daha yakın, daha güçlü ilişkiler kurarak, kendi sorunumuzu kendimiz çözeceğiz inşallah.”
23 Mart 2026
Ankara
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...



Yorum gönder