Uceymî Sâdûn Paşa

Uceymî Sâdûn Paşa

Mustafa Uçar

“Türk sadece bir ırkın adı değil,
Türk haksızlığa tahammül edemeyen bütün adamların birliğidir…”
Börükay

Uceymî Sâdûn Paşa, Acemî Paşa veya ailesinin koyduğu adıyla Uceymî bin Sâdûn bin Mansûr bin Râşid bin Sâmer es-Sâdûn (d. 1883, Nasıriye – ö. 29 Ekim 1960, Ankara)…

Arap asıllı Osmanlı ve sonradan Türk aşîret lideri, süvâri kumandanı ve şeyhi…

Irak ve Kuveyt’in en büyük kabilesi olan el-Müntefik’in emiriydi…

Osmanlı İmparatorluğu’na ve akabinde Ankara Hükûmeti’ne sadâkatle bağlı kalan ender Arap kabile reislerinden biridir…

“Irak Şeyhlerinin Şeyhi”, “Çöl Aslanı” ve “Mustafa Kemal’in Silah Kardeşi” olarak anılır…

…..

Birinci Dünya Savaşı, Türk ve Emperyalizme karşı mücadele ruhu taşıyan halklar arasında kurulan ölümsüz dostlukların, yiğitlik hikâyelerinin ve nice kahramanların unutulmayacak hikayeleriyle doludur…

Bütün Osmanlı coğrafyasında, özellikle Irak’ta asalet ve cesaretleriyle ün salmış osmanlıya sadık bir Arap ailesinin oğlu olan Uceymi Sadun Paşa, gösterdiği direniş ile adeta efsaneleşmişti..

Birinci Dünya Savaşı, binlerce isimsiz kahraman askerimizin yanında, onlarla omuz omuza savaşmış ve tarihimiz içinde özel bir yeri olan kahramanlar da vardır…

Bunlardan biri “şeyhlerin şeyhi” lakaplı Uceymi Sadun Paşa’ydı…

Sadun Paşa, gösterdiği direniş ile adeta efsaneleşmişti. Öyle ki, çölün ortasında atının üzerinde adeta bir rüzgar gibi ortaya çıkar, bir hışımla düşmana saldırır ve oradan atını başka bir çatışma yerini sürerdi…

Bir gün, İngilizlerin Irak’taki Kut bölgesini işgali sırasında, Binbaşı Adil Bey komutasında Osmanlı askerleri dar bir alana sıkıştıklarında yardıma yine o koşmuştu…

Askerlerin karargahla irtibatları kesilmişti ve son kurşunlarına kadar savaşarak şehit olmayı bekliyorlardı…

Ancak bu esnada beklenmedik bir şey oldu. Sade kıyafetleri ile adeta bir çöl şahinini andıran atlı bir savaşcı, yanındaki birkaç askeri ile birlikte, İngiliz kuşatmasını yararak onları kurtardı…

Bu, Uceymi Sadun Paşa’dan başkası değildi. Tam zamanında oraya gelmiş ve Osmanlı birliğini kuşatmadan kurtarmıştı…

İngiliz askerleri, onun bu ani baskını karşısında şaşkınlık içerisinde geri çekilmek zorunda kalmışlardı…

Uceymi Sadun Paşa, savaş boyunca atının üzerinde Irak’ın bir ucundan diğer ucuna giderek, yaptığı baskınlarla İngilizlerin korkulu rüyası haline gelmişti…

Baskınları her yerde ses getiriyordu. Onun direnişi karşısında çaresiz kalan İngilizler, ünlü casusları Lawrence’ı devreye sokmaktan başka çare bulmamamışlardı…

Lawrence’ın niyetine Uceymi Sadun Paşa’ya rüşvet teklif etmekti. Ve Şerif Hüseyin’in oğlu Abdullah’ı Şeyh Uceymi’yle irtibat kurması için görevlendirmişti…

Emir Abdullah, kendisine verilen bu görevi, “Uceymi Sadun Paşa’nın böyle bir teklifi kabul etmeyeceğini biliyorum. Abes olur!” diye reddetmek istedi. Ancak, babasının ısrarıyla temasa geçti…

Uceymi Sadun Paşa, Abdullah’ın gönderdiği elçiye insanlığa ders niteliğinde bir cevap verecekti;

“Ona söyle. Ona bir gün böyle bir teklifi bana yapabilme cesaretini nereden bulduğunu mutlaka soracağım.”

İngilizler de ona Osmanlı’ya ihaneti karşılığında ona Irak Krallığı’nı teklif etmiş ama Uceymi Sadun Paşa bu teklifi çok sert bir şekilde reddetmekle kalmamış, savaş boyunca Irak cephesinde, savaştan sonra da Urfa’da milli mücadeleye katılarak, işgalcilerle savaşmaya devam eder ve Türk ordusuna kahramanca yardım eder…

Iraktaki 150 bin dönüm toprağını bırakarak 1920’de Mardin’e gelen Uceymi Paşa, Genelkurmaya başvurarak, Kurtuluş Savaşı’nda adamlarıyla birlikte Fransızlara karşı mücadele etti…

Ve Urfa’nın kurtuluşunda büyük bir rol oynadı. İngilizler, kendilerine ağır kayıplar verdiren Uceymi Paşa’yı cezalandırmak için onu Ankara Hükümetinden ister…

Ancak Ankara Hükümeti, kendisini İngilizlere vermez…

Yeni kurulan hükümet, cumhuriyet kurulduktan sonra da Uceymi Sadun Paşa’yı unutmayacaktır…

Mustafa Kemal Paşa, kendisi ve akrabaları için 14 köyün bağışlanmasını TBMM’den ister. Teklif hemen kabul edilir…

Ancak Uceymi Sadun Paşa, kendisine ve yanında kalan akrabalarına bir köyün yeteceğini söyler ve geri kalan 13 köye yoksul köylülerin yerleştirilmesini ister…

Uceymi Sadun Paşa’nın yerleştiği köyün adı ise Germüş Köyü’dür…

Uceymi Sadun Paşa, daha sonra Urfa’da evlenir. Kızı Mübine ve oğulları İsa ve Abbas bu evlilikten doğar…

Ve soyadı kanunundan sonra Sümer soyadını alırlar. Uceymi Sadun Paşa’nın Türklere daima dost kalan yüreği, Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki tüm acı ve sevinçlere ortak olmuştu…

Irak cephesinde Uceymi Sadun Paşa gibi bir çok Arap aşireti ve aile İngilizlere karşı Osmanlı’nın safında yer almıştı…

Irak halkı, savaş boyunca şii ulema, sünni alimler, kürt aşiret beyleri, Arap kabile reisleriyle hemen hemen bir bütün olarak osmanlı bayrağı altında ve safında savaştılar…

Bu büyük dostluğun en önemli kahramanı ve İngilizlerin korkulu rüyası olan Uceymi Sadun Paşa ise, bir süre Urfa’da yaşadıktan sonra 1958 senesinde Ankara’ya yerleşmiş ve 2 sene sonra 1960 senesinde burada vefat etmiştir…

Cebeci Asri Mezarlığında medfundur…

Aziz Ruhu Şâd Olsun

10 Mart 2026

Ankara

Bu yazıyı paylaş:

Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...

Yorum gönder