Aklî Devlet

Akli Devlet

Aklî Devlet

Mustafa Uçar

“Yavaş çağır dost sana çok yakın…”
Börükay

………….

Dostumla cuma namazından sonra Taceddin Sultan Camii avlusunda her zaman ki yerimize geçtik, çayımızı yudumlarken dostum yanında getirdiği çantasını açtı içinden kırmızı ciltli kalın bir kitap çıkarttı…

Sayfalarını karıştırdı aradığı şeyi bulunca parmağını sayfanın üzerine koyup; “Sanırım kamuoyu en çok bu ismi merak ediyor.” dedi… Sonra biraz duraksadı; “Önce halk arasında Derin Devlet diye tabir edilen Aklî Devlet’ten başlasak daha iyi olur.“ dedi ve anlatmaya başladı,

“Derin Devlet (Aklî Devlet) bir organizasyon değil, devletin kendini koruma içgüdüsüdür. Dibine inilmeyecek kadar gizlidir, yasadışı niteliği de yoktur…

Bu davaya kendini adamış olanlar teşkilatımızın bazı katmanlarına şöyle seçilir; askerliğini yapan bazı kişilere seferberlik görev emri verildiği gibi bazı insanlar da teşkilat adına seçilir ve bir işgal halinde bulundukları bölgelerde örgütlenme çalışması yapmak, halkı organize etmek üzere görevlendirilir, bu da tamamen ülke savunmasına dönüktür… Az önce anlattığım, teşkilatımızın sadece küçük bir unsurudur…

MİT’in içinde değiliz ama en sağlam istihbaratı biz alırız. Devletin ve halkın kılcallarında dolaşırız…Memuruz, bekçiyiz, bir kurumda çaycıyız, dağda çoban, şehirde minibüs şoförüyüz… Maaşımız yoktur, rütbemiz yoktur… Annemiz, kardeşimiz, eşimiz bilmez… Ne bir yerde kaydımız ne de gerçek bir ismimiz vardır… Her birimiz bir devlet kuracak hafızaya sahibiz…

Yafes soyundan, Kutlu Oğuz boyundan, Dede Korkut huyundanız…

Kerbela’dan Zeynel Abidin’i (r.a.) çıkaranlarız… Sultan Alparslan ile Malazgirt’te biz vardık, İmam Gazali’yi Nizamiye Medreseleri’nin başına biz getirdik, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Horasan’dan Anadolu’ya gelirken ardındaki dervişlerdik… Dursun Fakı’ya Osman Bey adına ilk hutbeyi biz okuttuk… Mehmet Çelebi ile birlikte Osmanlı’yı yeninden ayağa kaldıran bizleriz… Fatih’i tahta çıkartan, Yavuz’u İran ve Mısır seferlerine gönderenleriz…

Mîsâk-ı Millî sınırlarını çizenleriz… M. Kemal’i Samsun’a, Enver Paşa’yı Türkistan’a gönderen, Alparslan Türkeş’i orduya, Demirel’i siyasete sokan, Erbakan’ı Avrupa’dan getirip parti kurduran, Ecevit’e Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yaptıran bizleriz…

İbrahim Bey, Emevî Camii’nde namaz kılarken oradaydık… Sayın Hakan Fidan, Şara ile Kasiyun Dağı’nda çay içerken yanlarındaydık…

…………

Teşkilatımızı, 15 Temmuz 2016’dan sonra tekrar tanzim ettik ve halen zinde bir şekilde vazifesine devam etmektedir…

Biz aslına, gölgesinden daha yakınız…”

17 Mayıs 2025

Ankara

Bu yazıyı paylaş:

Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...

Yorum gönder