Yunan Mezalimi

Yunan Mezalimi

Mustafa Uçar

“…unutulan katliam tekrarlanır, unutursan ölürsün..”
Börükay

……..

30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Mütarekesi’nden sonra, İtilaf devletlerinin Anadolu’da yaptıkları işgallerle İzmir’in işgali; “kamu düzenini sağlamak” ve “Türklerin Hristiyanları katletmesini
önlemek” gibi gerekçelere dayandırılmıştır…

Gerçekte Türklerin Hıristiyanları katletmesi söz konusu olmadığı gibi, asıl katliama maruz kalan Türkler olmuştur…

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrıldıktan sonra hiçbir mağlup ülkenin karşılaşmadığı bir muameleye tabi tutuldu…

Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih
sahnesinden silinişinde Yunanistan’a özel bir misyon yüklenmek istendi…

İngiltere ve Fransa, Çanakkale Muharebelerinde ağır yenilgi almış olmalarının da getirdiği hınçla Osmanlı Devleti’ni parçalamada Yunanistan’ı kullanmak istediler…

Anadolu’nun parçalanmasında Yunanistan da gönüllü bir rol üstlendi…

Yunanistan’ın Batı Anadolu’ya hâkim olarak “vatan” yapma hedefinde İzmir’in işgali çok önemli bir aşama olarak tasarlandı…

Bu hedefe ulaşmada, İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Yunanistan’a ihtiyaç duyduğu her türlü yardımı vermesi yeterli değildi…

Hedef coğrafyada yaşayan yüz binlerce Türkün, Yunanistan’ın egemenliğinde yaşamayı kabul emesi gerekiyordu…

Bunun mümkün olmadığını en iyi Yunanlılar bildiğinden, Türklere yönetimlerini zorla kabul ettirmek istediler…

Son derece zalimane yöntemlerle, sivil halka yönelik katliamları da içerdiği belgelenmiş olan bu işgal dönemindeki savaş ve imha
teknikleriyle hunharlık bir şeyle izah edilebilir: Müttefiklerinin de desteğini almanın
güveniyle, yüzlerce yıl egemenliklerinde yaşadıkları Türklerden bunun intikamını
almak…

15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali ile başlayan Yunan mezalimi, kısa sürede Batı Anadolu’nun tamamında kendini hissettirmiştir…

Yunan askerleri ve onlarla hareket eden yerli Rumlar işgal ettikleri yerlerde yaşayan Türklere olağanüstü bir zulüm, tecavüz, vahşet ve katliam uygulamışlar, yaşanan işgaller neticesinde bölgede yaşayan on binlerce Müslüman Türk, toprağını terk ederek göçe mecbur olmuştur…

Mezkur işgal ve geri çekilme sürecinde Yunanların Müslüman Türk ahaliye yaptığı yağma, zulüm, işkence, tecavüz ve katliamların sadece çok az bir kısmı şu şekildedir ;

Mart-Nisan 1921’de, Bilecik kasabası geri çekilen Yunan ordusu tarafından yakıldı. 208 kişi öldürüldü…

24 Haziran 1921’de İzmit’te, çoğunlukla erkeklerden oluşan 300 kadar kadar sivil Yunan ordusu tarafından idam edildi…

Bununla birlikte şehir yağmalandı ve bir bölümü ateşe verildi…

5 Eylül 1922’de Manisa/Salihli Yunan ordusu tarafından ateşe verıldi…

Şehirdeki binaların %65’i yok oldu ve en az 76 kişi yanarak öldü…

Ayrıca, 100 genç ve çocuk yaştaki kızlar tecavüz edilmek için kaçırıldı…

4 Eylül’de ise Turgutlu kasabası Yunanlar tarafından ateşe verildi. 6 Eylül’e kadar süren yangın sonucu şehrin %90’ı yok oldu ve 1.000
kadar kişi öldü…

Yunan ordusu taratından çıkarılan yangınlar sonucu Uşak’ta 200, Alaşehir’de 3000 kişi yanarak can verdi…

1922 Manisa yangını boyunca 3500 kişi yanarak olurken, 855 kişı Yunan askerleri tarafından vurularak olduruldu…

Ayrıca bazı kaynaklara göre, Müslüman ve Türk 300 genç kız tecavüz edilmek için kaçırıldı…

O dönem küçük bir kız çocuğu olan, Gülfem Kaatçılar İrem, Manisa’daki Yunan yağma ve katliamına şahit oldu ve ailesi ile tepelere kaçtı, onun hatırladıkları şöyle ;

“Sabaha karşı milislerden kaçtıktan sonra, tepelerde gizlemek için kuru bir dere yatağına tırmandık. Biz tırmanırken, şehir yanıyordu ve biz onun ışığı ile aydınlatıldık ve ısısı bizi ısıttı. Şehir üç gün ve üç gece yandı…

Ben evlerin pencere camlarını bomba gibi patladığını gördüm. Üzüm reçeli gibi köpüren, birbirine yapışmış…

Havada kendi ayakları ile ölü inekler ve atlar balonlar gibi eski ağaçlar kökleri ile devrildi…

Ben bu şeyleri unutmadım. Isı, açlık, korku, koku…

Üç gün sonra, aşağıda vadide toz bulutları göründü…

At sırtında Türk askerleri; biz onları tepelerde bizi öldürmeye gelen Yunanlar sanıyorduk…

Ben yeşil ve kırmızı bayraklar taşıyan üç asker hatırlıyorum. İnsanlar ağlıyor,”Bizim kurtarıcılarımız geldi diye” Türk askerlerinin atlarının toynaklarını öpüyordu…

….

Johannes Kolmodin, İzmir’deki İsveçli bir doğubilimci idi…

Kendisi mektuplarında Yunan ordusunun 250 Türk köyünü yaktığını yazdı…

Ayrıca 30.000’den fazla bina Yunan ordusu, yerel Rumlar ve onların Ermeni destekçileri tarafından yakıldığını belgeledi..

Geri çekilme sırasındaki Yunan vahşeti örneklerinden birinde, 14 Şubat 1922’de Aydın
Vilayeti’nin Türk Karatepe köyünde, köy Yunanlar tarafından kuşatıldıktan sonra tum sakinler camiye konuldu ve cami yakıldı…

Ateşten kaçmayı başaran az sayıda kişi vuruldu…

Toplam 385 kişi öldürüldü.Italyan konsolosu M.Miazzi, Yunanların 60 kadın ve çocuğu katlettigi bir köyü ziyaret ettigini rapor etti…

Bu rapor, daha sonra Fransız konsolosu Captain Kocher tarafından doğrulandı…

Tarihçi Justin McCarthy ve çeşitli Türk Kurtuluş Savaşı kaynaklarına göre, işgal süreçleri ve çatışmalarda yalnız Batı Cephesi’nde yaklaşık 640.000 Türk sivil hayatını kaybetmiştir…

Bu sivil kayıplar; doğrudan katliamlar, göç yollarındaki hastalıklar, açlık ve Yunan ordusu ile yerel çetelerin yaktığı köy ve şehirler (yakıp yıkarma taktikleri) sonucunda gerçekleşmiştir…

İşgâl sırasında katledilen tüm Müslüman Türk’ü ve Aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz…

12 Eylül 2026

Ankara

Bu yazıyı paylaş:

Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...

Yorum gönder