27 Mayıs Cuntası Ve Başbuğ Türkeş
Mustafa Uçar
“..mayıs gül mevsimidir bu iklimde…Heyhat millete pusu kuruldu yine bu mevsimde…”
Börükay
27 Mayıs 1960’ a gidilen süreçte, merhum Menderes’e, ordu içinde bazı hareketlenmeler olduğu yönünde bilgiler geliyordu…
O dönem, TSK da albay olarak vazife yapan Alpaslan Türkeş, cuntanın içine sızmış ve mutemet adamları vasıtasıyla da darbe hazırlıklarından Başbakan’ı haberdar ediyordu…
Menderes, mevzunun ciddiyetine binaen dönemin Milli Savunma Bakanı, Etem Menderesi odasına çağırır ve aralarında şöyle bir konuşma geçer; “ Etem Bey, bana ordu içerisinde ihtilal hazırlığı olduğu yönünde bir takım bilgiler geliyor bu konu ile alakalı sizin bildiğiniz bir şeyler varmıdır.Etem Menderes “ hayır efendim olurmu öyle şey sinek vızıldasa benim haberim olur siz müsterih olunuz lütfen. Bir kaç düşük rütbeli subayın maceraperestliğinden ziyade bir şey değildir.Kaldıki siz Mehmetçiğin köyüne yol yaptınız, evine elektrik götürdünüz, tarlasını sulaması için barajlar yaptınız bu Mehmetçik size darbe yaparmı hiç…”
Başbakan Menderes, kaderin cilvesi olsa gerek, Etem Menderes gibi vasıfsız ve de vefasız bir adamın hamaset kokan sözlerine inanmıştı ya da inanmak zorunda kalmıştı…
Sonrası malûm, 37 düşük rütbeli subay tarafından darbe yapılmış, Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idam sehpasına gönderilmişti…mâ-esefâ…
……..
Fatin Rüştü Zorlu idam edilmeden önce ;
Abdest aldı ve gömleğinin kollarını indirdi, kol düğmelerini taktı, kravatını aradı ancak bulamadı…
Ada komutanı Tarık Güryay’a dönüp
“benden evvel asılmış olanların ölüme nasıl gittiklerini bilmiyorum, fakat ben bir insanın olabileceği kadar sakin ve metinim” dedi…
İmam Kur’an okurken, idamlık Fatin Rüştü Zorlu, imamın bazı hatalarını düzeltti…
İdam sehpasına metanetle yürüdü,
yardım almadan sehpaya çıktı…
Boğazına idam ipliğini geçirmeye çalışan celladın ellerinin titrediğini görünce; “oğlum ne titriyorsun? İlmik senin değil, benim boynuma geçecek” dedi…
Altındaki sehpayı kendi itti…
……
Merhum Türkeş, yıllar sonra bir röportajında idamlar için ; “ üçünün de idam edilmelerinin sebepleri arasında ; mason olmayışları, Türk ve Müslüman olmalarını…” sayacaktır…
…….
Türkeş: Menderes’i Asmayın!
27 Mayıs’ın önemli aktörlerinden olup sonra Hindistan’a büyükelçi olarak gönderilerek tasfiye edilen Alpaslan Türkeş, Cumhurbaşkanı makamını işgal eden Orgeneral Cemal Gürsel’e Yeni Delhi’den “7 Eylül 1961” tarihinde yani Menderes’in idam edilmesinden 10 gün önce “Generalim” diye başlayan bir mektup yazıp, şöyle diyor:
“Size asla yazmak niyetinde değil idim. Fakat bugün memleketin yüksek menfaatleri bakımından bazı hususların dikkatinize sunulması zarurî oldu. Şöyle ki: Yüksek Adalet Divanı birkaç güne kadar eski iktidar mensupları hakkında hükmünü verecektir. Adaletin hükmüne müdahale etmemek ve daima hürmetkar bulunmak şarttır. Ancak, hükümlerin infazı yurtta mevcut durumun nezaketi göz önüne getirilince ayrıca incelenmeğe değer görülmüştür.
Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği cezalar içinde idam hükümleri mevcut bulunduğu takdirde bunların tadil edilerek hafifletmek cihetine gidilmesi çok faydalı olacaktır. Çünkü:
a. İdam cezalarının infazı, 13 Kasım’dan beri atılan çok hatalı adımlar dolayısıyla memlekette meydana gelmiş olan huzursuzluğu daha çok artıracaktır,
b. Ölüm cezalarının infazı, yurt dışında milletimiz ve devletimiz aleyhinde tepkilere yol açacaktır,
c. Ölüm cezalarının infazı hâlinde; Milletimizi bölen kin ve garez duyguları şiddetlenecek ve 27 Mayısın amacı olan Milli Birlik ruhunun geliştirilmesini güçleştirecektir,
ç. Yukarıda sıralanan mahzurlarına karşılık, cezaların infazı ile memlekete sağlanacak hiçbir fayda yoktur,
Esasen siyasî suçlardan dolayı ölüm cezaları verilmesi, bugünün insanlık duygularına uymamaktadır.
Buraya kadar sıralanan mütalaalara ilâveten, hukuk bakımından da şu hususların incelenmesi lüzumludur:
I. Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği idam kararlarının nihaî incelenmesi, bununla ilgili kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tek meşru yasama organı bulunan 27 MAYIS MİLLİ BÎRLİK KOMITESİ’ne ait idi.
II. Bugün ise, yasama organı yalnız başına 13 Kasım Komitesi değil, Temsilciler Meclisi ile birlikte komiteden meydana gelen Kurucu Meclis’tir.
III. Türk Anayasasına göre, idam hükümlerinin nihaî incelenmesi, yasama organlarına aittir. Şu hâlde, bugün Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği kararların yalnız 13 KASIM KOMİTESİ’nce incelenmesi hukukî ve meşru olamaz.
Aksi hâlde, millet ve tarih önünde sorumlu olacağınızı hatırlatırım.
Saygılarımla
Alparslan TÜRKEŞ
27 Mayıs 2025
Ankara
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...



Yorum gönder