Cendere

Mustafa Bozok Cendere

Cendere

Mustafa Uçar

“Uçurtmayı yükselten rüzgarın gücü değil, uçurtmanın rüzgara gösterdiği dirençtir…”
Börükay

……..

Dostum, 22-23 Kasım tarihlerinde düzenlenen G-20 Zirvesi için Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gidip oradan Sudan ve Somali’ye geçmiş perşembe günü yurdumuza avdet etmişti…

Cuma namazını Hacı Bayram Veli Camii’nde beraber kıldık, sonra camiye yakın bir çay ocağında oturup sohbet ettik…

G-20 Zirvesi’nde alınan kararlar Sudan’daki olaylar derken konu Türkiye’nin 70’li yıllarda nasıl bir cendere den geçtiğine geldi…

Dostum o kaotik günleri şöyle özetledi;

“60’lı yılların sonuna doğru Türkiye’ye karşı Sovyet (Rus ) baskısı artmıştı…

İçeride ciddi manada komünizm yanlısı propaganda faaliyetleri yürütülüyordu…

Üniversiteler, sendikalar hatta bazı devlet kurumlarında dahi bu propagandalar hissedilir hale gelmiş ve örgütlenilmeye başlanmıştı…

Öyleki Sovyet (Rusya) yanlısı solcu generaller orduda darbe planları yapmaya başlamıştı…

Nitekim 9 Mart 1971 tarihinde planlanan darbe, içlerinde Mahir Kaynak ve Mehmet Eymür’ün de bulunduğu Millî İstihbarat Teşkilatı mensuplarının durumu ve o dönemde ilgili toplantılara sızmış olan Korgeneral Atıf Erçıkan’ın toplantılarda aldığı kaset kayıtlarını Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve 1. Ordu Komutanı Faik Türün’e haber vermesiyle komünist darbe akamete uğratıldı…

Ahlat Aklı (Derin Devlet) burada devreye giriyor ve komünist faaliyetleri geriletmek için, 9 Şubat 1969 MHP merhum Alparslan Türkeş tarafından kuruluyor vatanperver milliyetçi kesim konsolide ediliyordu…

Ardından siyaseten daha güçlü ve organize bir İslami partinin kurulması gerektiğine karar veriliyor, akabinde 12 Mart 1971’de partisi kapatılan Necmettin Erbakan, general Muhsin Batur ve Turgut Sunalp tarafından ikna edilip İsviçre’den Türkiye’ye gelmesi sağlanıp, MSP (Milli Selamet Partisi) kuruluyor (11 Ekim 1972)…

Bir yandan dış mihraklı gayri milli karteller, gıda ve yakıt stoklarını perakendeye göndermiyor halk ekmek deterjan yağ ve yakıt bulmakta zorlanıyor semtlerde uzun uzun tüp yağ ekmek kuyrukları oluşuyordu…

Amerika, hükümete baskı yapmak suretiyle Türk köylüsünün önemli geçim kaynaklarından olan haşhaş ekimini yasaklatmış köylünün önemli bir gelir kalemi elinden alınmıştı…

CIA ajanları vasıtasıyla sağ-sol çatışmaları körüklenmiş kardeş kardeşe düşman hale getirilmişti…

Bir taraftan İngiltere’nin örtülü desteğiyle Rumlar Kıbrıs’ta Türk köylerini basıyor çoluk çocuk demeden toplu katilamlar yapıyordu…

Bütün bunlar olurken Türk Silahlı Kuvvetleri 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtını başlatmış ve Kıbrıs Türkünü katilamlardan kurtarmış adanın önemli bit kısmını ele geçirmişti…

Harekatın ardından ülkemiz Amerika ve Avrupa tarafından ciddi ambargo ve yaptırımlara maruz bırakılıyordu…

Türkiye, gerek Rusya ve gerekse ABD ve Avrupa tarafından başlatılan bu saldırılara karşı merhum Abdullah Çatlı ve ismi bilinmeyen nice memleket sevdalısı kahramanları Avrupa’ya gönderiyor intikamını alıyordu…

Türk devleti, 70’li yıllarda kendisine kurulan bu cendereden kurtulmayı başarıyor ancak 1980 yılının 12 eylülünde gerçekleşen askeri darbe ile başka bir sürece evriliyordu…”

….

Sohbetin geri kalan kısmını bir sonraki yazıda paylaşmak ümidi ile…

6 Aralık 2025

Ankara

Bu yazıyı paylaş:

Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...

Yorum gönder