Bir Garip Öldü Diyeler
Mustafa Uçar
Aylardan Ramazan sene yetmişsekiz….
Benim yaşım ancak yedi sekiz…
Camiye çok yakındı evimiz..
Büyükler teravihe gider…
Cami etrafında saklambaç oynardık biz…
Ülkem bir kaos içinde…
Sağ-sol kavgasında gençlerimiz…
Caminin kapısında bir abi nöbette…
Adı Yıldırım ancak yaşı onsekiz…
Mahallenin en safı kalbi temiz mi temiz…
Yaklaştım yanına usulca…
Dedim abi herkes namazda sen burdasın halini merak ederiz…
Hudutta düşman gözleyen Mehmetçik edasıyla döndü bize;
Kendi şivesiyle ; “goministler camiyi basacakmış nöbet bekleriz !
dedim abi ; onlar seni vururlarsa ya ne olur cemaatin hali..
Dedi ; ben şehit olurken tekbir sesime yetişir cemaat elbet,
tükrükleriyle boğarlar, o goministleri elbet…”
Çok hoşuma gitmişti Yıldırım abi deki o heybet …
Bugün onun salası verildi bilmem kaç kişi duydu,
Cami yine aynı cami…
O eski cemaatten eser yoktu…
Tabutunun başında bir kaç kişi ile dua okundu…
Üstad seslendi sanki yıllar ötesinden ;
“son gün olmasın dostum,çelengim, top arabam…
Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam…”
Oturdum caminin örselenmiş duvar taşına…
Baktım mahzun mahzun Yıldırım abinin garip naaşına…
Bir kaç damla yaş geldi göz pınarlarıma…
Merhum Yıldırım abiye vefa için,
Şahit ol yâ Rab, Mustafa nın gözyaşına…
8 Şubat 2026
Ankara
İlgili
Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...



Yorum gönder