Vakit Tamam – Genleşme

Vakit Tamam - Genleşme

Vakit Tamam – Genleşme

Devlet Bey, bugünkü grup konuşmasında, Batı Trakya ve 12 Adalar konusunu gündeme getirdi.

Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit harekâtlarıyla ve Suriye’de lehimize gerçekleşen devrimle güney sınırlarımızı emniyete aldıktan sonra sıra Ege denizinde, 12 Adaları bir oldu bittiye getirip elimizden alan ve yasal olmamasına rağmen adaları silahlandıran Yunanistan’a geliyor…

Devlet Bey grup konuşmasında :

“12 Ada gasp edilmiş, asıl sahibi olan Türk milletinden ayak oyunları ile çalınmıştır. Türkiye 12 Ada’sız yaşasa bile 12 Ada’nın Türkiyesiz yaşaması hayaldir.

Atina yönetimi ayağını denk alsın.”

Sayın Bahçeli’nin Adalar açıklamasını şahsi temenni olarak görmemek gerekir. Başlayan yeni bir süreç olarak değerlendiriyorum.

Önümüzdeki dönemde en çok konuşulacak konu Adalar, Batı Trakya ve Doğu Akdeniz olacaktır.Buradan çıkacak bir kıvılcım, bize hakkımız olan adaları geri getirecektir.Mavi Vatan’ın ve Akdeniz’de yatan yeraltı kaynakların selameti için bu elzemdir…

………………..

Dün Yunan medyası Dışişleri Bakanımız sayın Hakan Fidan’ın Batı Trakya ile ilgili sözlerini gündeme taşıdı.Yunan medyasının tedirginliğini aşağıda tercümesini vereceğim şu ifadelerden anlamak mümkün… buyurun :

“Türkler, Batı Trakya’yı da müzakere masasına koydu.

Suriye’de Esed rejiminin devrilmesi ve Ankara’nın yeni rejim üzerindeki artan etkisi, Türkiye’nin gücünü daha da artırdı.

Türkiye açısından bu durum, sadece Suriye’de bir varlık göstermek ya da oradaki Kürtlerle (PKK/YPG/SDG) hesaplaşmaya hazırlanmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Doğu Akdeniz’de “söz sahibi” bir ülke haline gelmek ve bölgenin doğal kaynaklarından “aslan payını” almak için yeni fırsatlar yaratıyor.

Bu gelişme, Türkiye’nin Yunanistan’a karşı daha cüretkar bir tutum takınmasına ve taleplerini artırmasına neden oluyor. Türkiye artık daha agresif bir politika izliyor ve her konuda hak iddia etmeye cesaret ediyor. Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Trakya meselesini açıkça gündeme getirmesi de bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Fidan, “Batı Trakya” konusunun Yunanistan ve Türkiye arasındaki mevcut diyalog sürecine ve Miçotakis-Erdoğan zirvelerine dahil edilmesini talep etti. Böylece Ankara, sınır bölgesi olan hassas Trakya’yı hedef alıyor ve Lozan Antlaşması’nın “Müslüman azınlık” (Yunanların asimilasyon politikasına göre tezleri) olarak tanımladığı topluluğu “Türk azınlık” olarak nitelendiren temelsiz iddialarını yeniden gündeme taşıyor. Fidan, son açıklamalarında, Batı Trakya ile ilgili müzakerelerin, iki yıldır devam eden Ege rejimi tartışmalarıyla birlikte ele alınmasını istedi.

Ankara’nın, Suriye’deki gelişmelerle desteklenen revizyonist politikası, artık Batı Trakya’yı da kapsıyor. Bu durum, bölgenin statükosunu tehdit edebilir. Türkiye ve destekçileri, Batı Trakya’da sürekli olarak sorun yaratmaya çalışıyor. Ancak ABD ve Almanya’nın yönlendirdiği Yunan-Türk diyaloğu, başlangıçta yalnızca Ege Denizi’nin rejimi ve olası Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ile kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesine odaklanmıştı.

Ege’den Batı Trakya’ya
Bu süreç başlangıçta net bir şekilde tanımlanmıştı; fakat Türkiye, gündemi kendi tek taraflı talepleriyle genişletmeye çalışıyor. Batı Trakya’da sorun yaratma çabalarını sürdüren Türkiye, Lozan Antlaşması’na aykırı şekilde Yunan vatandaşlarını “Türk azınlık” olarak tanımlamaya devam ediyor. Yunanistan ve Türkiye arasında yapılan istikşafi görüşmelerde, yalnızca Ege rejimi, MEB ve kıta sahanlığı meseleleri ele alınmıştı.

Şimdi ise Türkiye, Ege rejimi tartışmalarının içine Batı Trakya’yı da dahil ediyor. Bu durum ciddi bir sorun teşkil ediyor. Türkiye’nin revizyonist politikalarının bu şekilde genişlemesi, Ege ve Trakya’nın Lozan Antlaşması ile belirlenmiş statülerini sorgular hale getiriyor. Aynı antlaşma, Türkiye-Suriye sınırlarını ve rejimini de düzenlemişti. Ancak Lozan Antlaşması’nın, Suriye bağlamında aşınmaya başlaması tehlikesi söz konusu. Türkiye’nin Kürtlerle (PKK/YPG/SDG) mücadele bahanesiyle Suriye topraklarına resmen müdahale etmesi durumunda, bu süreç hızlanabilir.

Mevcut gelişmeler, azami dikkat ve ulusal düzeyde güçlü bir dayanışmayı zorunlu kılmaktadır….”

………….

Önümüzdeki günler Misak-ı Milli’nin hayata geçirilmesi adına Türk Devleti için müspet gelişmelere gebedir…

….sağlıcakla kalın Allah’a emanet olun

14.01.2025

Bu yazıyı paylaş:

Türk ve İslâm tarihi üzerine çeşitli araştırma çalışmaları olan yazar, Yozgat’ta dünyaya gelmiş eğitim yaşamına Ankara’da devam etmiştir. Lise yıllarında, Mamak Askeri Cezaevinde yatmakta olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret etmek suretiyle onunla tanışma bahtiyarlığına erişmiştir. Kara Kuvvetleri Astsubay Sınıf Okulu’ndan...

Yorum gönder